12 Haziran 2019 Çarşamba


Günün önemli iki haberinden ilki Hazine ve Maliye Bakanlığı garantisi ve 12 bankanın katılımıyla kobi ve kobi dışı tüm işletmeler için 25 milyar liralık yeni kredi sağlanacak olması ve TCMB PPK’nun bugünkü toplantısında “enflasyonun inişini hızlandırmak için faiz indirimine gitmediğini” açıklaması.
BloomberHT’deki habere göre, "Ekonomi Değer Kredi Paketi" olarak açıklanan yeni kredi paketiyle (KGF adı fazla dejenere oldu sanırım) işletmelere 5 milyon ila 50 milyon TL arasında kredi kullandırılacak ve bu şekilde reel sektöre toplam 25 Milyar TL tutarında finansman imkanı sağlanacak. Paketin Toplam Azami Hazine Destekli Kefaleti 20 Milyar TL olacak (yüzde 80). Toplam kefalet limitinin 8 Milyar TL’lik kısmının 0-125 Milyon TL ciro aralığındaki işletmelere; 12 Milyar TL’lik kısmının ise cirosu 125 Milyon TL üstündeki İşletmelere tahsisi öngörülüyor.
12 bankanın katıldığı paket, Hazine Destekli Kefalet Sistemi çerçevesinde KGF teminatlı olacak. Ekonomi Değer Kredisi için, istihdam ve üretimin artırılmasında önemli role sahip KOBİ ve KOBİ DIŞI tüm işletmeler kapsama alındı.
Bankaların sunacağı kredinin enflasyona endeksli değişken faizli olacağı belirtilirken, paket kapsamındaki TL nakit kredilerde faiz ve vade koşulları ise şöyle olacak:
- 6 ay anapara ödemesiz toplam 36 ay vadeli krediler için TÜFE+4
- 6 ay anapara ödemesiz toplam 48 ay vadeli krediler için ise TÜFE+4,5
Faiz oranı hesaplanırken kullandırım tarihindeki yıllık TÜFE oranı baz alınacak ve kullandırım tarihinden itibaren 6 ayda bir güncelleneceği açıklandı.
Pakete katılan bankalar şu şekilde:
Ziraat Bankası, İş Bankası, Halkbank, Garanti BBVA, Yapı ve Kredi Bankası, Vakıfbank, Akbank, QNB Finansbank, Denizbank, TEB, Şekerbank, Eximbank.
Mayıs enflasyonu olan 18,71’i baz alırsak 36 aylık kredi için başlangıç faizi yıllık 22,71 ve aylık 1,89 olacak. 48 aylık kredi için bu oranlar sırasıyla 23,21 ve 1,93. KKDF ve BSMV’yi de hesaba dahil edersek 1.000 TL’lik kredi 36 ayda toplam 1.475 TL ve 48 ayda 1.668 TL (yaklaşık) olarak geri ödenecek. Tabi 6 ay da bir enflasyon oranına göre güncelleme yapılacağı için bu hesaplamalar değişebilir.

Bu noktada durup bu kredinin nasıl kullanılabileceğine bakalım.


Yukarıdaki grafik 2018-Mayıs 2019 Tüketici Güven Endeksi. Nisan’daki çıkışı saymazsak, Kasım’dan bu yana düşük seyrediyor. Yenilenen İstanbul seçiminin de etkisiyle Haziran’da daha da düşmesi şaşırtmaz.

Organize perakendenin karşılığı olan AVM ciro endeksi Nisan’da enflasyondan arındırılmamış rakamla yüzde 14,2 artmış, enflasyonu düşerseniz reelde azalmış. İstanbul’da m² ciro ortalaması 1.326 TL olmuş. Bu ortalamaya, Tüketici Güven Endeksi’deki düşüşe ve AVM’lerce istenen m² kira tutarlarına bakarak söyleyebilirim ki, şu anda m² cirosu 1.326 TL’lik ortalama civarında seyreden mağazalarda ciro/kira oranı yüzde 25 civarında gerçekleşiyor olabilir –ki perakende açısından bu pek sürdürülebilir değil.

Öte yandan günün ikinci haberi, bugün toplanan TCMB PPK’nun açıklaması. Merkez Bankası beklendiği gibi politika faizini değiştirmeyerek yüzde 24'te tuttu. Ama bence asıl önemli kısım, yayınlanan açıklamadaki iki cümle. Şöyle; “İç talep gelişmeleri ve parasal sıkılaştırmanın etkileri enflasyondaki düşüşü desteklemektedir”. “Enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek, parasal duruş enflasyonu hedeflenen patika ile uyumlu seviyelerde tutacak şekilde belirlenecektir.”

Yani MB, enflasyondaki düşüşü desteklemek ve hızlandırmak (en azından yavaşlamasına ya da düşüşün durmasına neden olmamak) için faizi düşürmediğini açıkladı.

Şimdi; Tüketici Güven Endeksi, AVM endeksi ve MB açıklamasına birlikte bakarsak, elimizde, iç tüketimi en azından bir süre daha canlandıracak adımlardan uzak duran bir MB, özellikle istihdam ve üretimin artırılmasında önemli role sahip firmalara “görece düşük faizli ve yüzde 80 Hazine garantili kredi sağlayan hükümet ve bu koşullarda bu krediyi (canlanmayan piyasada 18 ya da 24 aylık ve bu faizi de karşılayacak bir yatırım geri dönüşü pek mümkün olamayacağından) sadece işletme sermayesi olarak kullanması fazlasıyla olasılık dâhilinde bir piyasa var.

Yani, borç çevirmeye devam.

9 Haziran 2019 Pazar

Silahla başlayıp silahla başa döner gibi biten bir film. Bende ki izlenim ise başlıktan. Bir silah reklamı yapmak istesen, nasıl bir film yaparsın?

Shoot Em Up – Hepsini Vur
  • IMDb Puanı 6.7
  • Yapım Yılı 2007
  • Ülke 
  • Yapım Şirketi New Line Cinema
  • Film Süresi 86 dakika
Yönetmen 
Senaryo Michael Davis
Shoot Em Up - Hepsini Vur karanlık bir mizah anlayışı olan, izleyicileri dur durak bilmeyen yüksek tempolu bir maceraya sürüklemeyi vaat eden, oldukça sıradışı ve yaratıcı bir aksiyon filmi. Clive Owen, dünyanın en sinirli ve sert mizaçlı adamıyken kendisini dünyadaki en masum şeyi yani yeni doğmuş bir bebeği korumakla yükümlü bulan Bay Smith’i canlandırıyor.
Smith ateşli bir çatışmanın ortasında, bebeği doğurtur. Kısa süre sonra anlar ki kimliği bilinmeyen bir güç bu bebeğe ilişkin tüm izleri silmek üzere, Hertz denen birinin liderliğindeki gizemli ve sonu gelmeyen bir tetikçiler ekibi göndermiştir. Sayısız kurşun ve akla gelebilecek her türlü ateşli çatışma arasında, Smith, DQ adında bir hayat kadınıyla güç birliği yaparak, oluşturdukları bu geçici ailenin tüm üyeleri kurşunlara hedef olmadan önce bebeğin hayatının neden tehdit altında olduğu muammasını çözmeye çalışır.
Herkes bebeğin ölmesini istemektedir. Esas soru ise şudur: Neden?


8 Haziran 2019 Cumartesi



“Yabancı pazarlara giren şirketlerin ana amaçlarından biri de yerel âdet ve kültürlere dair anlayışlarını geliştirmektir. Ürün veya hizmetlerini farklı yabancı ticari geleneklere uyduramayan şirketlerin veya ürünlerin denizaşırı büyümede başarısız olduklarına dair birçok örnek bulunur. Başkan John Kennedy Berlin’i ziyaret ettiğinde “Ich bin ein Berliner”, yani “ben bir Berlinliyim” demişti. Buradaki sorun şu ki “ein Berliner” Almancada çubuk şeker anlamına geliyordu. Bu yalıtılmış şehirle dayanışmasını ifade etmek için “ein” kelimesini kullanmadan, doğru Almancayla “Ich bin Berliner” demesi gerekiyordu. Eğer Harvard mezunu bir ABD başkanı bile böyle masum bir gaf yaparsa, Amerikan ya da yabancı firmaların başka ülkelerde mal satmak veya tanıtmak için ürünlerini adlandırma konusunda dille ilgili ödevlerini tam olarak yapamamış olmaları şaşırtıcı değildir. Aslında böyle potlar oldukça fazladır:

– Chevrolet Nova, bu adla Orta ve Güney Amerika’da satışa çıkacaktı, ancak yöneticiler no va kelimesinin İspanyolcada “gitmez” anlamına geldiğini öğrendiler. Arabanın adı kısa zaman sonra Caribe olarak değiştirildi.

– Alman bilgisayar zinciri Götzen, İstanbul’da Göt adı altında bir dükkân açtı, bu kelimenin Türkçe’de ne anlama geldiğini belli ki bilmiyorlardı.

– Amerikan Motors şirketi, Matador adlı modelini Porto Rico’da satmak istedi ancak, yerel halk tarafından hoşnutsuzlukla karşılandı; çünkü bu kelime “katil” anlamına geliyordu ve boğa güreşleri bu adada yüzlerce yıl önce yasaklanmıştı.

– Çin’de reklam kampanyası yaparken Pepsi, ABD’de kullandığı sloganı kullanmak istedi: “Pepsi sizi hayata döndürür.” Fakat Çin karakterlerinde bu cümle ne yazık ki ancak şöyle ifade edilebiliyordu: “Pepsi sizi mezardan çıkartır.”

- Çince’de “Coca Cola” anlamına gelecek bir telaffuz bulabilmek için çalıştılar ve yakın bir telaffuz buldular ama karakterler “balmumundan kurbağa yavrusunu ısır” anlamına geliyordu. Sonra Çin karakterleri “ağızdaki mutluluk” anlamına gelecek şekilde değiştirildi.

– ABD çocuk maması devi Gerber firmasının Fransa’ya hiç girmemesinin nedeni bu kelimenin Fransızcada “kusmak” fiiline karşılık gelmesindendi. (En azından bu firma ev ödevini yapmıştı.) 

*Aktarım, Allyn Freeman, Liderlik Dehası ve Alfred P. Sloan


                       

26 Mayıs 2019 Pazar

Kıbrıs'ta halen süren bölünmüşlük, jeopolitik olarak Türkiye'nin önündeki engellerden biri. 1974 müdahalesinden sonra kendi içerisinde bir statusqua oluşturmuş olsa da, gerek Rum kesiminin "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak AB'ye katılımı, gerekse de son yıllarda ortaya çıkan ve Mısır, İsrail gibi aktörleri de işin içine çeken doğalgaz rezervleri, bir paradigma değişimini dayatıyor.

 Diğer yandan, hem dünya da hem de bölge de ve Türkiye'de tedirgin edici etkinlik ortamları yakalayan sağ popülizmlerde çözümün önünde ayrıca engel teşkil etmekte.

Tüm bu ve benzeri etkenlerle birlikte bakınca, AKEL'in Avrupa Parlementosuna Niyazi Kızılyürek'i aday göstermesi dikkate değer bir durummuş gibi duruyor. Bunun Kıbrıs'ın her iki yanında liberal ve toplumcu çevrelerin görüşlerinde daha bir saflaşma netliği yaratma potansiyeli olabileceğini düşünüyorum.

Olağan politik yakınlıklar noktasında Kıbrıs'ın Türk tarafında gerek CTP'nin gerekse Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın destekleyebileceği bir aday Kızılyürek. Ama ne ve nasıl olacak? İzleyip göreceğiz.







Masalların tarifi / ne olduğu üzerine genel kabuller var ama “masalın” etik kaygısı üzerine pek yok. Masalın tarifinden başlarsak a) anonim olduğunu, b) nesilden nesile sözlü aktarıma dayalı geleneksel olduğunu, c) hayal ürünü olağanüstülükler içerdiğini d) gerçek kaygısı olmadığını tam tersi gerçek olmadığını bizzat masalın vurguladığını e) zamansız olduğunu / -miş’li geçmiş zaman vurgusuyla seslendirilmekle birlikte o –miş’li geçmiş zamanın herhangi bir zaman olabileceğini, sayabiliriz.
Böyle bakınca masalın muradının ne olduğu sorusu ortaya çıkıyor ki, buna da birkaç kısa başlıkla bakabiliriz.
                Masalı dinleyen, haliyle kendi düşünce kalıpları içerisinde anlam arar. Bu ise masalın anlam düzeyinde kuşaklar bağlamında köksüzleşmesini ya da hafifinden sertçe savrulmasını getirir. Ama Collingwood’a göre masalı modern öncesi insanın düşünsel kalıplarıyla değerlendirmek gerekir. Collingwood, bu noktada ilkel insanı, modern doğabilimsel yöntemle anlamaya çalışmanın onu biz (modern insan)’dan ayrı olarak nesneleştireceğini ve bu yüzden de kimi davranışlarının kolayca mantıksız, akıl dışı, ahmakça vs. değerlendirilmesine yol açabileceğine dikkat çeker. Bunu da modern zamanın faydacılık ilkesi üzerinden örnekler, yani kendi yaşamını faydacılık ilkesi üzerine inşa etmiş olan modern insanın, modern öncesi insanın davranışının nedenini indirgemeci bir bakışla değerlendireceğine dikkat çeker. Bunun yerine tarihsel bir bakış açısıyla ele almayı önerir.
                Masallara ilişkin son zamanlarda dikkat çeken bir –yeni- görüş, bunların yakın dönem (18. Yy) yazar ve entelektüelleri tarafından yazıldığı ya da günün koşullarına göre istenen mesajı vermesi için kimi değişikliklere uğratıldığı. Grimm masallarının orijinallerinin hiç de çocuklara anlatılmayacak derecede yüksek gerilim ve kabul görmemiş cinsellik içerdiği ama bizzat Grimm kardeşlerce başlatılan bir gelenekle belki on kez “yumuşatıldığı”nı düşünürsek, bu yeni görüşü ciddiye almak gerekir.
                Bir başka bakış, masalların –belki çıkış noktasında, belki daha sonrasında- mit’lerin dayattığı, güçlü tanrıların, kadiri mutlak doğaüstü güçlerin zamanlarından bunalmış insanın bir başkaldırısı, başedebileceği olağanüstülükler dünyasıyla o eski “sadece kadere teslim bir mahkûm olduğu” dünyadan kurtulma çabası olduğu şeklinde.

Bunlar çoğaltılabilir elbette. Nihayetinde hepsi insana dair ve insan, sürekli üzerine ekleyerek değişen bir tür. Ama bence masal, her durumda bir mesaj. Amacı, hangi tür durumlarda insanın, başka insanlara nasıl davranmasının doğru olacağını belletmek. Nesilden nesile aktarım yoluyla bunu toplumsal sözleşmesinin aktif parçası kılmak. O mesajsa kadim ve tamamen içgüdüsel; “iyi” hep kazanır, “kötülük” yapmak isteyen –masalın sürekli aktarımıyla- yapmadan önce bir daha düşünsün! Ama saf bir mesaj değildir bu, daha çok İtalyan mafya kanunu gibidir; “sen benim yakınlarıma dokunma ki, ben de senin yakınlarına dokunmayayım!”

22 Mayıs 2019 Çarşamba


Dünyada parasal genişlemenin sürdüğü dönemin Türkiye’ye etkilerinden biri de yatırım fonlarıyla oldu. Perakende başta olmak üzere büyüyebileceğine inandıkları şirketlere yatırım yapan fonlar, sektörlerinde yeniden şekillenmesine etki ettiler.

Türkven’in giyim perakendesinde yatırım yaptığı Mavi, özellikle de çıkışın halka arzla olmasıyla bir başarı öyküsü olarak okunabilir. Aynı sektörden bir diğer şirket Koton’daki yatırımı ise halen devem ediyor ve şimdilik ufukta bir çıkış tarihi görülmüyor.

Taxim Capital, 2017’de aldığı iç giyim üreticisi Suwen’in yüzde 51 hissesini halen elinde tutuyor. Birkaç yıl önce Boyner’e ortak olan Katarlı fon Mayhoola ise başladığı yerde durmadı ve Beymen ve Ay Marka’nın yüzde 97’sini aldı. (Anlaşmaya göre Boyner Büyük Mağazacılık ile Altınyıldız Tekstil’in tamamı Boyner’de kaldı). Cem Boyner, anlaşmaya ilişkin yorumunda “teknoloji yatırımlarına ağırlık vereceklerini” söylerken benim aklıma direkt, Türkiye’nin ilk milyar dolarlık dijital uygulaması olabilir diye baktığım hopi geldi haliyle.

Son dönemin en dikkat çeken yatırım haberi ise Modanisa.com’dan geldi. Aslanoba Kapital’in de portföyünde olan e-ticaret şirketi, azınlık hisselerinin Dubai merkezli Wamda Capital ve Goldman Sachs’a satışı için Rekabet Kurumu’na başvuruda bulundu.

16 Nisan 2019 Salı


İkinci Makine Çağı

“Zekâ testleri çözmek veya dama oynamak gibi konularda bilgisayarlara yetişkin insan becerisi kazandırmak kolayken onları, algı ve hareket kabiliyeti gibi konularda 1 yaşındaki bir bebeğin becerisine ulaştırmak zordur.”

Robotikçi Hans Moravec, sonrasında “Moravec paradoksu” olarak isimlendirilen bu saptamayı 1988’de yapmış. Boston Dynamics’in geliştirdiği robotların videolarını izleme imkânı bulduysa, eminim biraz farklı düşünüyordur.

İkinci Makine Çağı, Erik brynjolfsson ve Andrew McAffee tarafından 2 binli yılların sonuna doğru yazılmış. Bugünün iletişim çağında farkında olduğunuz gelişmeyle kıyaslayınca bu kadar kısa zamanda bile kitaptaki bir kısım iddiaların şimdiden aşılmış olduğunu görebiliyorsunuz. Buna rağmen kitap, gelişen teknolojinin etki alanının nasıl da hızla genişlediğini ortaya koymak açısından iyi işlenmiş.

Öte yandan, muhtemelen yazarların satranç tahtasının ikinci yarısını adımlamaya başladığımız şu sıralarda, bilmediğimiz sularda neler olabileceğini kestirebilmek açısından da bir nefeslik geriye bakmak faydalı olabilir.

Kötülük Şarkıları

“Bu dünyada ve insanda olduğunu inkâr edemeyeceğimiz kötülük problemi, her zaman öteki ile aramızda durur; öteki ile ilişkimizde açığa çıkar.”[i]

Kötülük üzerine hepimiz bir şeyler söyleyebiliriz. Ama belki de, aynı anda üzerine hem en çok konuşulan hem de konuşmaktan en çok sakınılandır kötülük. Her an bir yerlerden çıkabilmesi ihtimalinden korktuğumuz, varlığıyla “mutlak Tanrı” inancını belki de en çok sorgulatan ama en çok da birbirimize yapabileceklerimizin sınırının olmayabileceğini düşündüren; kötülük. Kim bilir, belki de en çok kendimizi sorgulamalıyız.

Doğu-Batı Dergisi’nin 70. Sayısı, tüm bunları konu edinmiş kendisine. Tamamen düşünsel ve felsefi bir tartışma yürütmüş olmasına rağmen ürpererek okudum.


[i] Berrak Coşkun, Doğu Batı, Sayı:70, sayfa:29


İşteBugibi videoları

raintemplates-t7

Favorilerim

Amaç
HIZ
Davut ve Golyat: Olağan Mağluplar İçin Devlerle Savaşma Sanatı
İknanın Psikolojisi: Teori ve Pratik Bir Arada
Hrant
Naked Economics: Undressing the Dismal Science
Çizginin Dışındakiler - Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?
The Rebel Sell
Kültürle Yaşlanmak
Empire
Michel Foucault
Kültür Sosyolojisi
Hepimiz Yamyamız
Semerkant
Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
The Tipping Point
Kıvılcım Anı: Küçük şeyler nasıl büyük farklar yaratır
Blink: Düşünmeden Düşünebilmenin Gücü
Pürdikkat: Odaklanma Becerisini Nasıl Yitirdik, Nasıl Geri Kazanabiliriz?


Emrullah Kandemir's favorite books »

Şu sıralar okunanlar

Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 72 - Sinema Tutkusu I
Liderlik Dehası ve Alfred P. Sloan


Emrullah Kandemir's favorite books »

Sırasını bekleyenler

Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 73 - Sinema Tutkusu II
Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 74 - Sinema Tutkusu III
Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 75 - Sinema Tutkusu IV
Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 76 - Rüyalar
Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 77 - Hınç
Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 78 - Devrimler I
Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 79 - Devrimler II
Doğu Batı Sayı: 80 Distopya
Hayvan Çiftliği: Bir Peri Masalı
1984
Ortaçağ: Katedraller - Şövalyeler - Şehirler
Ortaçağ: Şatolar - Tüccarlar - Şairler
Ortaçağ: Keşifler, Ticaret, Ütopyalar
Türkiye'de Hizbullah
Daralma
HBR Türkiye - Haziran 2019
Yerdeniz


Emrullah Kandemir's favorite books »

Ekonomi - Türkiye

Küresel Ekonomi

Türkiye Gündemler

Mayıs 19 Okumaları

Gorlan Harabeleri


Emrullah Kandemir's favorite books »

Nisan 19 Okumaları

İkinci Makine Çağı


Emrullah Kandemir's favorite books »

Haziran 19 Okumaları

Doğu Batı Düşünce Dergisi Sayı: 71 - Mit ve Masallar


Emrullah Kandemir's favorite books »

İş Dünyası - Yönetim ve Strateji

Küresel - Gündemler

Teknoloji ve Gelecek

Featured Post

Piyasaya yeni kredi dopingi ve MB faiz kararı

Günün önemli iki haberinden ilki Hazine ve Maliye Bakanlığı garantisi ve 12 bankanın katılımıyla kobi ve kobi dışı tüm işletmeler için 2...

Şubat 19 okumaları

Birikim 355
36/42 Para Harekatı: Krizlerin Belgesel Romanı
Arayıcı
HBR Türkiye - Şubat 2019


Emrullah Kandemir's favorite books »

E-Posta ile takip edin

Ekonomik Göstergeler

Sektörler ve Şirketler

Çevre ve Ekoloji

İşteBugibi'nin Seçtikleri

Mart 19 Okumaları

Birikim - Aylık Sosyalist Kültür Dergisi - Sayı: 357
Çin Inc.
Birikim - Aylık Sosyalist Kültür Dergisi - Sayı: 356
HBR Türkiye - Mart 2019
Birikim 358/359


Emrullah Kandemir's favorite books »

Ocak 19 okumaları

Dünyaya Neden Batı Hükmediyor
HBR Türkiye - Kasım 2018


Emrullah Kandemir's favorite books »