Prigojin’in ‘özel ordusu’ Wagner’i savaşta oldukları Ukrayna topraklarından çekip Moskova üzerine yürütmesi de, 24 saat içinde Moskova’nın 200 km. yakınına kadar geldikten sonra vazgeçip geri dönmesi de garip karşılandı nedense. Takip edenler için Prigojin’in, Rusya Savunma Bakanı Soygu ve Genel Kurmay Başkanı Gerasimov’la, Wagner’e yeterince silah ve mühimmat desteği vermedikleri için anlaşmazlık yaşadığı, buna karşın Soygu ve Gerasimov’un Wagner’in bağımsız varlığından rahatsız oldukları ve Savunma Bakanlığına bağlanması için bastırdıkları, …
Birikim, Sayı:380 by Kollektif Dünyada nasıl bir değişim yaşanıyor? Popülizmin ABD'de Trump'ın seçilmesine ve Çin'le bir ticaret savaşına girecek kadar değişimin itkileri ve etkileri nelerdir? Üzerine okumak isteyenler için Hurcihan İslamoğlu ile söyleşi, "Eşitsizlik ve mağduriyetlerden siyasi açılımlara: Ortak bir gelecek tahayyülü"nü öneririm. Elçin Arabacı'nın "Tarihten iyilik çıkar mı?(1)" makalesi, yayınlanacak 2 ve 3. kısımlarıyla birlikte devlet geleneğine dair; Müslüm Yücel'in "Tarihten gü…
Salgınla baş etmede otoriter yönetimler mi başarılı yoksa demokratik yönetimler mi? (Çin, İran, İtalya, Almanya,...) Yoksa ülkenin maddi zenginliği mi belirleyici? (ABD, Vietnam,...) Peki, verimlilik kriz anında ele ayağa dolaşan bir etken mi? (Hollanda,...)
Gerçi, Berat Albayrak'ı istifa ettirecek ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da "piyasanın gerekleri yerine getirilecek" dedirtecek kadar ekonomik krizin hükümetçe de farkına varıldığı şu günlerde bir süre yeniden gündem olmayacaktır ama geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi Üyesi Engin Yıldırım’ın bir twiti üzerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin “Anayasa Mahkemesi yeni hükümet sisteminin doğasına uygun şekilde baştan yapılandırılmalıdır” sözlerine Erdoğan'ın da destek vermesi sonrası, İstanbul Ekonomik Araştırma bunu Tü…
Devletin yasama, yürütme ve yargı erklerinin merkezileşmesi ancak sanayi çağında mümkün olabilmiş ve modern devlet de bu sayede varlık kazanabilmiştir. Ve ancak bu merkezi modern devlet aygıtı sayesinde toplumlar son iki yüz yıldaki inanılmaz sıçramalarını gerçekleştirebilmişlerdir. Bu tabi hem bitmemiş, sürekli devam eden bir değişim süreci hem de her yerde eşit gelişmeyen, farklılıklar taşıyan ve farklı sonuçları da an be an üreten bir süreç. Bizi örneklersek, bir dönemin çok güçlü bölgesel hegemon gücü olan ama zaman içerisinde yönetimini…
10 Nisan akşamını hatırlayacaksınız, ilk hafta sonu sokağa çıkma yasağı –yasağın başlamasına iki saat kala- duyurulmuş, ardından da insanların kalabalıklar halinde ve sosyal mesafeye sıfır toleransla açık buldukları dükkânlara yığıldıklarının resimleri düşmüştü sosyal medyaya. Son derece endişe verici görüntülerdi, nitekim bir hafta sonra düşmeye başlamış grafik bir anda yeniden yükselmişti. Aşağıdaki twitt dizisini o akşamın hezeyanını yorumlamaya çalışırken ertesi sabah göndermiştim. Devlet yönetiminin aslında ne kadar ciddiye alın…
Birikim 368 by Kollektif İnsan toplumunun uygarlık sıçramalarında halen süren uğraklarından biridir “devlet”. Birarada yaşamanın gerektirdiği organizasyon ihtiyacıyla başlamış, onlarca farklı şekle bürünerek devam edip bugünkü hallerine kadar gelmiş, uğradığı onlaca şekil değişikliği / farklı devlet yapıları ile de insanların bir başka kadim buluşmasını, toplumsal hareketleri de her daim var etmiştir.
Siyasetçiler hemen her konuda fikir beyan etmeyi severler nedense. Ama daha çok yaptıkları, onlarca farklı konuda fikir beyan ederken hemen her beyanın içerisinde kendi fıtratlarına, duruşlarına ilişkin mesajlar vermektir. Konuşmalarının bütününün takip edilmesi ya da incelenip değerlendirilmesiyle de ilgilenmezler. Asıl ilgilendikleri “mesajın” ne kadar yayıldığı ve etkili olduğudur.
Aşağıdaki metin, Göran Therborn’un “Dünya: Bir Klavuz” kitabından alınmıştır. “1980’lerin son yıllarında kavramsal bir patlamayla küreselleşmeye ismini veren altıncı tarihsel dalga oldu (Chanda 2007: 245 vd.; Osterhammel ve Peterson 2005). Bu dönem, Sovyetler Birliği’nin çöküşü; Batı Avrupalı işçilerin, Latin Amerikalı devrimcilerin ve Afrika sosyalizminin 1970’lerin sonunda-1980’lerin başında yenilgiye uğramalarının ardından Çin’in kapitalist yola geri dönüşüyle birlikte zamanın uzamın içinde patladığı, yeni bir geleceğin genişletilmiş “…
Küreselleşme tartışmalarının geçmişi, kavramın güncel kullanımıyla yaşıt. Başlangıçta küreselleşme taraftarlarıyla –ki gelişmiş batı ülkeleri kastedilirdi- küreselleşme karşıtları –yani GÜ’lerin dışındaki ülkelerle GÜ’lerin görece yoksul, emekçi sınıfları ile göçmenler- vardı. Zaman içerisinde küreselleşme karşıtlarını oluşturanlar çok kutuplu dünya taraftarlarıyla (Avrasyacılar vs.) alternatif küreselleşmeciler (Avrupa solu ve Küresel Adalet Koalisyonu taraftarları gibi) olarak ayrıştılar. Şimdiyse ezber bozan bir şekilde Çin gibi bir ülke…
Kıbrıs'ta halen süren bölünmüşlük, jeopolitik olarak Türkiye'nin önündeki engellerden biri. 1974 müdahalesinden sonra kendi içerisinde bir statusqua oluşturmuş olsa da, gerek Rum kesiminin "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak AB'ye katılımı, gerekse de son yıllarda ortaya çıkan ve Mısır, İsrail gibi aktörleri de işin içine çeken doğalgaz rezervleri, bir paradigma değişimini dayatıyor. Diğer yandan, hem dünya da hem de bölge de ve Türkiye'de tedirgin edici etkinlik ortamları yakalayan sağ popülizmlerde çözümün önünde ayrıca en…
Gündem politik cepheden belirlendi bu kez. Yerel seçimlerin yakınlaşma hızından daha hızlı bir biçimde Ak Parti ile MHP'nin Cumhur İttifakı bozulma emareleri göstermeye başladı. MHP'nin af önerisine Erdoğan'ın yanaşmayışı ve üstelik "uyuşturu işi yapanlara afla mı anılacağız?" mealli çıkışına MHP ne diyecek diye beklerken üstüne gelen "andımız" tartışması, Bahçeli'nin "ittifak filan yok" ve ardından da Erdoğan'ın "o zaman herkes kendi yoluna" demeleriyle şimdilik yerel seçimler için ö…
İnternetin yaygınlaşmasının musibi WWW diye bildiğimiz World Wibe Web protokolüyle oldu. Protokolün mucidi Tim Berners-Lee, lisanslasa milyarlarca dolar kazanabileceği protokolü ücretsiz kullanıma açmayı tercih edince, web'de hiç kimse bir diğerinden orada bulunduğu için ödeme istemeye kalkamadı ve bildiğimiz internet ortaya çıktı. Tabi herşey bu basitlikte kalmadı. İnternetin bugünkü şeklini sıçrama noktası olarak belirleyen şirketler (Google, Facebook vs.) ya trafiğin üzerlerinden geçmesini sağlayarak ya da ilgi çekici içerikleri kendi p…
Futbolda Başakşehir üzerine süregelen tartışmalar malum. Bir zamanlar İBB kulübü olan takımın “bağımsızlaşıp” Başakşehir adıyla varolmasından beri devam edegelen bir tartışma bu. Ekşi sözlükten birkaç örnek aktarırsak ne demek istediğim anlaşılır sanırım [i] : · bu sene şampiyon olursa hiç şaşırmam. geçen yıldan bu yana en aklı başında futbolu oynuyorlar. 24.10.2017 00:13 boslama · ne kadar iyi futbol oynarsa oynasın taraftarı olmayan tarihi olmayan bir kulüp gereksizdir. onun yerine taraftarıyla bir bütün olabilen şehir …
Çocuklara yönelik gıda reklamlarında Kırmızı, Turuncu ve Yeşil kategori dönemi başladı. Buna göre Yeşil kategorideki et, balık, tavuk, yumurta, süt, bakliyat vs. temel gıda ürünlerine yönelik bir kısıtlama yok ama çikolata, şeker, gofret, kek, bisküvi tarzı atıştırmalıklar Kırmızı kategoride yer alıyor ve bu kategori ürünleri bundan böyle çocuk programlarında reklam yayınlayamayacaklar. Dondurma vs. ürünlerse Turuncu kategoride tanımlanmış, bu gruptakiler belli kriterlere uymak koşuluyla reklam yayınlayabilecekler. Sağlık Bakanlığı’nın bu uygu…
Marketing Türkiye'de yayınlanan bir araştırma [1] sosyal medyanın hayatlarımızdaki yerini bir kez daha ortaya koyuyor. Buna göre en çok kullandığımız sosyal medya kanalları sırasıyla Facebook (yüzde 44), Instagram (yüzde 36) ve Twitter (yüzde 14). Sosyal medya kullanıcılarının yüzde 70'i verilerinin kullanılmasından rahatsız. Facebook en çok kullanılan olmasına rağmen güven sıralamasında yüzde 17'yle üçüncü sırada. Burada ilk iki sırada Instagram (yüzde 36) ve Twitter (yüzde 24) var. Bu sonuçlarda Facebookla ilgili Cambridge Analy…
Zamanın her anında ideolojiyi dogmalaştırıp “inanca” dönüştürmüşlere (ya da inançlarını iktidar uğruna siyasallaştırıp “ideolojileştirmişlere) bunu anlatmak zor biliyorum ama … · Siyaseti demokratikleştiremediğimiz, kendi içinde demokratik siyasal organizasyonlar oluşturamadığımız için! · Merkezi yönetimi âdemi merkeziyetçi kılamadığımız, her 20 bin nüfusa bir belediye kuramadığımız için! · Bürokratik hegemonyadan kurtulamadığımız, bunu bir yönetim sorunu olarak değil de, ideolojik bir sorun olarak görmekte ısrar ett…
Ak Parti öncesine kadar Türkiye’de merkez sağ partilerin alamet-i farikası, pragmatizmleriydi. Bu sayede hem modernizme ve gelişmeye açık hem de “geleneğe saygılı” bir sunum yapabiliyorlardı. Merkez sağda sayılmayan İslamcı Refah ile aşırı sağcı ve ırkçı MHP’yle de dönem dönem paslaşmışlıkları olabiliyordu. Büyü ilkin 28 Şubat’ta bozuldu. İslamcı Refah’ın seçimlerden birinci parti çıkması ve DYP ile koalisyonla da olsa kurabildiği hükümete karşı TSK post-modern darbeye girişince, Demirel başta merkez sağın geleneksel liderleri her zamanki prag…