Tanıdığım ilk insanüstü yeteneklere yetenekleri olan kişi siyah beyaz tek kanallı televizyon zamanından, Altı Milyon Dolarlık Adam’dı. Aslında oldukça hızlı olması gereken o atlayıp zıplamalar bir de dizi de ağır çekim verildikçe nefesim kesilerek izlerdim adeta. (Bu ağır çekim gösterme olayı sanırım o zaman bilgisayar efektleri filan, teknolojinin şimdiki gibi olmayışındandı galiba). Sonra, galiba ortaokula giderken Superman çizgi roman olarak yayınlanmaya başlamıştı, (ilk sayısını alamamıştım ve çok üzülmüştüm, şimdi hiçbiri elimde yok ve ge…
Mazda, dünya otomobil pazarının yüzde 2’sine sahip yani diğerlerine kıyasla küçük ölçekli bir şirket. Bu “küçük” şirket, önce 2008 küresel krizi ve ardından da 2011’de Japonya’yı vuran deprem sonrası yaşadığı üretim krizinden başarıyla çıkmış görünüyor. Peki, Mazda bunu nasıl yaptı? Lehman krizi bir yandan otomobil pazarını çarpıcı bir şekilde küçültürken, Yen ise çarpıcı şekilde güçlendi. O sırada Mazda’nın üretiminin çoğu Japonya’da yapılıyordu ve Yen’in güçlenmesi dört yıl üst üste zarar yazmasına yol açmıştı. İlk adımlardan birisi buna yön…
Can Dündar ve Erdem Gül’ün, “Mit tırları” diye bilinen habere ilişkin açılan davada yargılanmaları ve sonucunda “devlet sırrını ifşa”dan ceza almaları, davaya konu olayın gelişimi ve olası bilinirlik ihtimalleri hesaba katıldığında, devletin dışa karşı güvenliğinden çok, iktidar açısından iç kamuoyuna dönük etkilerinden dolayı iktidar tarafından istenmiş bir ceza olduğunu düşündürtmekte. Şöyle ki; Türkiye’den, dünya politikasında şu ya da bu derece söz sahibi tüm devletlerin sürekli ilgisi ve gözlemi altında olduğu şüphesiz olan Suriye’ye yöne…
Survivor bu sene onbirinci sezonunda. Ben herhalde beş sezondur filan izliyorum. Bu beş sezonun toptan değerlendirmesine ilişkin görüşümü tek cümlede özetlesem, “her sezon bir öncekine göre düzeyi daha da düşen program” derim. Kültür, toplumsal akıldan yansıyanlar ya da toplumsal aklın yansımalarıdır diye düşünürsek, survivor tarzı programların yarışmacılarında simgeleşen ve SMS’lerle somutlaşan yansımaları da bu düzlemde görmemiz gerekir. Şu son sezona kadar, bunun üzerinde en çok sırıttığı ve yarışmacı Turabi olmuştu, (All Star’da yanına bir…
“Çalışmak için çalışmak” gibi bir amacımız zaten olamaz (yoksa olur mu?). İyi de çalışmıyor olsak, yani yaşamak-ihtiyaçlarımızı gidermek için çalışmak zorunda olmasak nasıl olurduk? Değerlerimiz, ahlaki/etik yargılarımız, kutsallarımız nasıl şekillenirdi? Sahip olma güdümüz nasıl tatmin olurdu mesela? (Olur muydu demiyorum, kesin olurdu). Ütopiklerin umduğu gibi hayal gücümüz zirve yapar, sanatsal yönümüz tavana mı vururdu? (Konuyu nerden bulurduk?) Yoksa kendimizi zerre zorlama ihtiyacımız olmayacağından iyice salar, yumuşakçalara mı benzerdi…
Hafta sonunu evde geçiriyorsanız ve değişik bir şey yapayım bugünde diye düşünüyorsanız, devlet yönetebilirsiniz. Bunun için bir partinin lideri olup seçim kazanmayı beklemenize gerek yok (askeri bir darbeyle iktidarı ele geçirmeyi de düşünmeyin sakın, yakışmıyor çünkü). Benimki daha soft bir öneri. Superpower2. İndirin oyunu bilgisayarınıza, ister ABD başkanı olup “dünya benim olum” deyin, isterseniz Moğolistan’a lider olun “napcam lan Rusya’yla Çin arasında şimdi” diye hayıflanın. Tercih sizin. Oyun ilk olarak 2001 yılında Golemlabs tarafınd…
Küresel sigorta brokeri ve risk yönetim şirketi Mars & McLennan, bu yıl dünyanın karşı karşıya olduğu 10 büyük riski sıralamış. Ekonomist’in geçen haftaki sayısında yer alan habere göre potansiyel etkisi en yüksek riskler ile olasılığı en yüksek riskler şöyle: Potansiyel etkisi en yüksek global riskler - 2016 İklim değişikliği ve adaptasyon (çevresel risk) Kitle imha silahları (jeopolitik risk) Su krizi (toplumsal risk) Büyük çaplı istemsiz göç (toplumsal risk) Enerji fiyat şoku (ekonomik risk) Biyolojik çeşitlilik kaybı …